15 Eylül 2011

Aşure

Aşure esasen Araplar tarafından Muharrem ayının onuncu gününe verilen addır. Bundan dolayı pişirilen tatlıya aşure denmektedir. Arapçada “aşere” kelimesinin on anlamı vardır.

Bu kelimeden türetilen “öşür”, ve çoğulu “aşar” sözcükleri, tarım mahsüllerinden alınan ondalık vergi manasında kullanılmaktadır. Günümüzde bir İslam geleneği şeklinde algılanmakla beraber aşurenin kökeninin İslamiyet öncesine dayandığı tahmin edilmektedir. Araplar, eskiden beri “aşura” adını verdikleri muharrem ayının 10. gününde oruç tutarlardır. Benzer biçimde Yahudilerde de aynı gün oruç tutma geleneği mevcuttu. Hicretin ikinci senesinde Ramazan orucunun Müslümanlara farz olunmasıyla beraber bu gelenek de biçim değiştirdi.

Bu gün Muharrem orucu ve Aşure geleneği de değişik manalar taşımakta ve değişik şekillerde uygulanmaktadır. Aslında Aşura gününe çok sayıda dini hadise atfedilmektedir. Aynı gün Hz. Musa kavmini firavunun şerrinden kurtarmış,  Hz. Âdem’in tövbesi kabul edilmiş, Hz. İbrahim dünyaya gelmiş, gene Hz. İbrahim oğlunu ateşte yanmaktan kurtarmış, Hz. Yakub oğlu Yusuf’a kavuşmuş, Hz. Yunus balığın karnından çıkmış, Hz. İsa göğe çekilmiştir.

İslam aleminde de bu gün Nuh peygamberin sünneti olarak kabul edilmektedir. Nuh’un bindiği geminin büyük tufan bitip sular çekilince bu gün Cudi Dağı’na oturduğu, kurtulanların gemide artan yemeklerle “Selamet Çorbası” pişirdikleri, aşurenin de bu efsanenin uzantısı olarak her sene şükür maksatlı yapıldığı bilinmektedir. 

0 Yorum Yapabilirsiniz.: